|
Olgun Anne Sütünün
Bileşimi ve Özellikleri: |
|
Anne sütünün
bileşimi
(1) laktasyon dönemine, (2) incelenen
örneklerin emzirmenin başında ya da sonunda alınmış
olmasına, (3) gün içerisinde alındığı zaman
dilimine, (4) bebeğin doğduğu gebelik haftasına
ve (5) yaşına göre değişiklik gösterir... |
|
|
1.
Protein: |
|
Anne sütü proteini
inek sütüne
oranla 3 kez daha azdır. Anne sütü proteininin
kantitatif farkı yanında bileşim açısından da çocuk için
en ideal yapıya sahiptir. Süt proteinini kazein
whey proteinleri oluşturur. Whey proteinlerinin
en önemli bileşenleri: a-laktalbümin,
laktoferrin, lizozim, immünoglobulinler
ve serum albüminidir. İnek
sütünde kazein/whey oranı 80/20 iken, olgun anne sütünde
laktasyon devresine göre değişmekle birlikte 40/60’dır.
İnek sütünde whey proteinleri az miktardadır ve bu
sütteki whey proteinlerinin önemli bir kısmını oluşturan
ve alerjen olan b -laktoglobulin anne sütünde bulunmaz.
b- Laktoglobulin alerjik özelliklere
sahiptir ve çocukta alerji, solunum sisteminde bozukluk
ve döküntülere neden olabilir. Anne sütündeki
a-laktalbümin, laktoz sentetaz enziminin yapısına girer
ve glikozun UDP-galaktoza bağlanmasını katalize ederek
meme bezlerinde laktoz sentezlenmesini sağlar. |
|
|
Kazein ester bağlı
fosfat, yüksek oranda prolin ve çok az sistin içeren ve
pH: 4-5 ‘te çözünürlüğü az olan bir süt proteinidir.
Alfa, beta, gama ve kappa olarak dört fraksiyonu vardır
ve anne sütünde b kazeinleri fazla miktarda bulunur.
Anne sütündeki kazein miçellerinin çapı, inek
sütündekilere göre daha küçük ve aynı zamanda anne sütü
eriyebilen whey proteinlerinden zengin olduğundan, daha
kolay yıkılabilen moleküller ortaya çıkmakta ve daha
kolay sindirilip emilebilmektedir. İnek sütündeki fazla
kazein midede kaba pıhtıların oluşumuna neden olur.
Anne sütünde kükürtlü aminoasitlerden
metionin/sistin oranı 0,69 iken, bu oran inek sütünde
2,72’dir. Yenidoğanda metionini sistine
dönüştüren enzimler immatür olduğundan, anne sütünde
sistin miktarının yüksek olması sistin ve sülfat
gereksinmesini karşıladığı için önemlidir. Ayrıca inek
sütü sistinden fakir olduğundan, çeşitli dokularda sinir
iletiminde rolü olan taurin sentezinde kullanılamaz.
İçerdiği düşük yoğunluktaki fenilalanin ve tirozin ile
anne sütü, bu aminoasitlerin yenidoğan dönemindeki
metabolize edilme hızlarındaki düşüklüğe uygunluk
gösterir. Anne sütünde glutamik asitten sonra
yoğunluğu en yüksek olan aminoasit, büyümeyi düzenleyen
etmenlerden birisi, hücre membranının bütünlüğünü
sağlayan ve retina zedelenmesini önleyen
taurindir.
Anne sütündeki taurin düzeyleri inek
sütünden 30-40 kez daha fazladır (anne sütünde 250-350
mmol/l, inek sütünde 10 mmol/l)
|
|
2. Antienfektif Öğeler:
|
|
Hücre ve
Antikorlar: T ve B lenfositler, makrofajlar,
nötrofiller, epitelyal hücreler
Bifidus Faktörü: Barsakta “laktobasillus
bifidus” isimli yararlı bakterinin oluşumunu sağlar.
Laktobasillus bifidus, barsak pH’sını düşürerek diyareye
neden olan mikroorganizma ve mantarların üremesine engel
olur. |
|
Lizozim:
Bakterisidal etkisi olan bir enzimdir. Peptidoglikan
yıkımında görevlidir.
Laktoferrin: Bakteriostatik etkisi olan
bir proteindir. Demiri bağlayarak patojen
mikroorganizmaların üremesini engeller. Fagositik etkisi
vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirici ve uyarıcı
etkisi vardır. Büyüme etmeni olarak kullanılır.
Laktoperoksidaz: Bakteriostatik etkisi
olan bir proteindir.
İmmünoglobülinler: Özellikle
sekretuvar IgA, bakterilerden E.
Coli, V. kolera, H. influenza, difteri, pnömoni,
salmonella, shigella ve virüslerden polio, rotavirüs,
HIV ve sitomegalovirusa karşı etkilidir.
İnterferon:
Antiviral etkili bir proteindir.
Komplemanlar: Özellikle C3, opsonin
(antijenle birleşerek onu fagositoza hassas kılan
antikor)olarak görev alır.
Müsin: Rotavirüse karşı etkilidir.
Fibronektin: Opsonin (antijenle birleşerek
onu fagositoza hassas kılan antikor)olarak işlev görür.
Antistafilokok faktör Nükleotidler, Sitokinler:
Anne sütünde bulunan sitokinlerden interlökin 1b, T
hücrelerini aktive eder; interlökin 6, IgA
yapımını,tümör nekrozis faktör alfa (TNFa) kompleman
salgılanmasını ve dönüştürücü büyüme etmeni
(transforming growth factor ;TGFb) ise T hücrelerine
dönüşümü arttırmaktadır.
Lenfositler: E.Coli’ye karşı etkindir.
Antiviral lipidler: Virüsleri parçalarlar.
Oligosakkaritler: Bakterilerin epitel
dokuya bağlanmasını önlerler. Reseptör analoğudur. |
|
|
3.Yağlar: |
|
Anne sütünün
verdiği enerjinin yaklaşık yarısı yağlardan gelir. Anne
sütünün yağlarının %98’ini trigliseritler
oluşturur. Trigliserit yapısında en fazla bulunan yağ
asitleri ise palmitik ve
oleik asitlerdir. Kolostrumda daha
fazla olmak üzere anne sütünün
çoklu doymamış yağ asitlerden zengin olması,
beyin gelişimi, myelinizasyon (sinir lifi üretimi),
retinal işlevler ve hücre proliferasyonunun
(çoğalmasının) normal olmasını sağlar.
|
|
|
Anne sütü
yağının sindirim ve emilimi inek sütüne oranla kolaydır.
Anne sütünde bulunan yağların çevresi membranla (zarla)
çevrili, çekirdek kısmını trigliseridlerin ve membranını
da fosfolipidler, kolesterol ve proteinlerin oluşturduğu
yağ globülleri şeklindedir. Anne sütünün yağ
globüllerinin çapının inek sütünden küçük oluşu, kısmen
içerdiği yağ asitleri ve kısmen de anne sütünde bulunan
ve +4 C’de bile aktif olan lipaz enzimi bebekte yağ
emilimini kolaylaştıran etmenlerdendir. |
|
Sütün içerdiği yağ miktarı, insandan
insana laktasyonun zamanına ve gün içinde salgılandığı
saate göre değişkenlik gösterir. Bebek beslenmesi
süresince 2 tip süt salgılanır.
Emzirmede ilk gelen
süt (fore milk – ön süt) yağdan fakir,
laktozdan zengin sulu süttür. Bu sütün özelliği
öncelikle çocuktaki dehidratasyonu ve hipoglisemiyi
önlemesidir. Beslenme süresi uzadıkça çocuk yağlı süte
ulaşır ve sütün yağ içerdiği 3 kez, proteini ise 1-3
kez, artma gösterir ve emzirmenin sonuna doğru
salgılanan ve yağdan zengin olan sütü (hind milk)
alan çocuk doygunluk hissederek memeyi bırakır.
Yağlı süt bebeğin enerjisini büyük bir kısmını
karşılayacağından bu süte ulaşması için emme süresinin
uzun olması gerekir. Yağlı süt enerji yanında
doygunluk vereceği için de çocukta rahatlama ve derin
uyku görülebilir.
Bu nedenle her süt verişte anne bir
memesini sonuna kadar boşaltmalıdır. Çocuk emme
süresini kendi denetim altına alır ve böylece obesite
önlenmiş olur. |
|
4.
Karbonhidratlar:
|
|
Süt şekeri
laktozdur. Laktoz meme
hücrelerinde bulunan golgi cisimciklerinde glikoz ve
galaktoz moleküllerinden sentezlenir. Anne sütünün
laktoz yoğunluğu
annenin beslenmesinden
etkilenmez. Yavaş ve kolay sindirildiğinden kan
şekerini çocuğun fizyolojisine uygun olarak düzenler,
kalsiyum ve diğer minerallerin emilimine yardımcı olur,
barsak bakterileri tarafından laktik aside çevrilerek,
dışkıda istenmeyen mikroorganizmaların üremesini
engeller. Laktozun galaktoz komponentinin lipidlerle
bileşikleri beyin dokusu gelişimi için çok önemlidir. |
|
Anne sütünde
aminoasitlere ve proteinlere bağlı (glikoproteinler ve
glikopeptidler) karbonhidratlar da vardır.
Glikoproteinler laktobasillus bifidusun büyümesini
uyardığından “bifidus faktör” veya “büyüme
faktörü” adı da verilir. Anne sütü alan bebeklerde
bu faktör barsaklardaki bakteriyel florada yoğundur.
Bifidus faktörünün varlığı anne sütü alan bebeklerin
dışkılarının yapay beslenenlere göre farklı olmasını
sağlar.
Anne sütünde besleyici olarak önemli miktarlarda glikoz,
galaktoz gibi basit şekerler ile çocuğu enfeksiyonlardan
koruma özelliği olan oligosakkaritler ve diğer bazı
kompleks karbonhidratlar da bulunmaktadır. |
|
|
5.
Vitaminler:
|
|
K ve D vitaminleri
dışındaki yağda eriyen ve suda eriyen diğer vitaminlerin
anne sütündeki konsantrasyonları süt çocuğu için
yeterlidir. İşleme ile kayıplar olmadığından
vitaminlerin bioyararlılığı yüksektir.
Suda eriyen vitaminlerin yoğunlukları
annenin yakın zamandaki beslenmesi ile ilgilidir. |
|
Yenidoğanda
hepatik hidroksilaz aktivitesi gelişmemiştir.
Anne sütünde D vitamininin 25-OH formunda
olması bebeğin fizyolojik durumuna uygunluk gösterir.
Bir antioksidan ve A vitamini öncüsü olan beta
karoten vücudun bağışıklık sisteminin
korunmasında, hücre sağlığının sürdürülmesinde ve
serbest köklerin yol açtığı kümülatif hasarın önlenmesi
açısından önemlidir. Bununla birlikte anne sütünde 22
IU/lt D vitamini
vardır ve bu miktar çocuğun gereksinmesi olan 400
IU/litre ‘den(veya 10mg kolekalsiferolden) oldukça
azdır. Anne sütüyle beslenen süt çocuklarında güneş
ışınlarından yeterince yararlanılmadığında "rikets
(raşitizm)" gelişebileceğinden, ilk yılda 15-20
günlükten itibaren günde 400 IU D vitamini verilmesi
önerilir.
Anne sütünde 15mg/lt olan K vitamininin
0,5-1,0mg parenteral (damar yolu ile) veya 2,0mg ağızdan
verilmesi gerekir. Daha sonra anne sütündeki K1 ve
barsak florasının sentezlediği K2 vitamini ile
gereksinim karşılanır. |
|
|
6.
Mineraller:
|
|
Anne sütünün
mineral içeriği annenin beslenmesi ile büyük ölçüde
değişim göstermez.Annenin mineral depoları kullanılarak
bu düzenleme sağlanır.Anne sütünde potasyum,sodyum ve
kalsiyum serbest iyonlar olarak,diğer mineraller de
kompleks bileşikler halinde bulunurlar.
Anne sütündeki kalsiyum miktarı, inek
sütünün %25’i kadar olsa da, barsak pH’sının asit, yağ
emiliminin daha iyi ve fosfor emiliminin daha düşük
olması nedeniyle anne sütündeki kalsiyumun %55’i emilir.
İnek sütü veya inek sütünden hazırlanan ticari mamalarda
bu oran %38’dir. |
|
Anne ve
inek sütlerindeki demirin bioyararlılığı |
|
Anne sütünün demir yoğunluğu düşüktür (0,2-0,8mg/lt).
Ancak bioyararlılığı yüksektir. İnek sütü ve
diğer hayvansal besinlerdeki demirin ancak %5-10’u
emilebilirken, anne sütünde bu oran%50’dir. Demir
depoları yeterli annelerin sütlerindeki demir oranı daha
yüksektir. |
|
Anne sütünde çinko
genellikle whey proteinlerine bağlıdır. Whey ya da
kazeine bağlı olan çinkonun emilimi inek sütüne göre
daha yüksektir. Kolostrum da çinko yönünden zengindir.
Bu nedenle çinko metabolizmasının kalıtsal bir defekti
olan “akrodermatitis enteropatika” bebek anne
sütü aldığı sürece belirti vermez.
Anne sütü alan bebeklerde bakır
yetersizliği görülmez. |
|
|
Diş ve kemik dokusunun normal
yapısının ve gelişiminin korunmasında gerekli olan
florun anne sütündeki miktarı 0,02 ppm’dir ve bu
miktarın süt çocuğu için yeterliliği tartışılmaktadır.
Yerel su kaynakları 0,3 ppm’den az flor içeren
bölgelerde yaşayan süt çocuklarına 6ncı aydan itibaren
0,25 mg/gün flor eklenmesi önerilmektedir.
Anne sütündeki selenyum miktarı inek
sütünden daha fazladır. Selenyumun humoral ve
hücresel aracılı bağışıklık sisteminde görevi
vardır. Toksik maddelerin yıkımını katalize eden
glutatyon peroksidazın yapısına girer. Tirozinin
metabolik olarak aktif şekline dönüştürülmesi için
gerekli “iyodotironin deiyodinaz 2”enziminin bir
bileşenidir.
Anne sütünde K+ iyonları Na+
iyonlarından daha fazladır. Bu özelliği ile anne sütü
intrasellüler (hücre içi) sıvılarla uyumluluk gösterir.
(Bu da bebeğinizin hücresel gelişimini destekler.) Her
iki iyonun miktarı süte aktif olarak salgılanan klor
iyonlarının oluşturduğu elektriksel farkı bağlı olarak
ayarlanır.
Sodyum iyonunun içeriğinin düşüklüğü bebeğin gelişmemiş
böbrek işlevlerine fizyolojik olarak uyum gösterir. |
|
|
|
|
|
| |
|
Anne Sütü Bileşimi mini
indeks |
| |
Protein |
| |
|
kazein, whey, a-laktalbümin,
laktoferrin, lizozim, immünoglobulinler
ve serum albümin,
taurin |
| |
Antienfektifler |
| |
|
antikorlar, bifidus,
interferon, IgA, interferon, kompleman, lenfosit |
| |
Yağlar |
| |
|
Trigliseritler,
çoklu doymamış yağ asitleri |
| |
Karbonhidrat |
| |
|
Laktoz |
| |
Vitaminler |
| |
|
A, D, K |
| |
Minareller |
| |
|
kalsiyum, demir,
selenyum, flor, çinko, bakır, potasyum, sodyum |
| |
Demir Biyoyaralılığı |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|